11 Ağustos 2009 Salı

Yorum Fırtınası

Son zamanlarda gazeteleri okurken haberlerden çok yorum yapanlar gözüme çarpmaya başladı. Yorumlar öylesine haber niteliğindeki, haberler yanında yorum kalıyor.

Doyamıyorum. Bir daha bir daha bir daha okuyorum. Henüz haberin yorumu yoksa gelecek yorumları düşünüyorum. Bir deneyin, tadını alan bırakamaz. Belki de bu arkadaşlardan en azimlillerini toplayıp bir yorum gazetesi çıkarmak gerekir.

Eskiden yorum denilen sokak röportajıydı, halkın nabzıydı... Artık interaktif yorumların tadına doyulmuyor. Nasa uzaya mı gitmiş, bilimde yeni bir gelişme mi olmuş hiç farketmez, yorumcular kül yutmuyor.

Yorumcular karakteristik özellikleri olarak, Dünya’nın gelmiş geçmiş en geniş insanları.Aynı zamanda kendilerinden çok eminler. Öylesine eminler ki hayranlık duymamak elde değil. En karanlık sırları daha önceden biliyorlar, hiç bir şeye şaşırmıyorlar ve en önemlisi şaşıranları ayıplıyorlar. Yorum yapmakla kalmıyor birbirlerine de karışıyorlar. Yorum fırtınası bu olsa gerek.

Uzayda su bulunuyor... Yorumculardan en yoranı cevap veriyor ‘ya zaten bilinen bir şeydi bu!’ , ‘bilimadamları kerevizi faydalı buldu!’ ‘ya ben hep kereviz yiyordum zaten, yarın da domatesi faydalı bulur bunlar!’... Yanlış anlaşılmasın, ben yorumculara kızmıyorum, ayıplamıyorum. Onlar şaşırmayan üstün insanlar. Tek derdim şu. Madem sen dna yapısını uzaydaki suyu, biliyorsun. Ne diye insanlıktan bunu saklıyorsun? Nasa yıllarca harap oldu, bilimadamlarının saçında onu bunu araştırmaktan tel kalmadı, ne analar ne bacılar ne astronotlar yıllarını buna adadı. Senin hiç mi vicdanın yok ey yorumcu? Neden bize söylemiyorsun? Ne garezin var? Hani kardeşlik barış... Kırılıyorum darılıyorum..

Son sözüm yorumculara... Lütfen önceden biliyorsanız bazı şeyleri bize de açıklayın..mahrum etmeyin.. Boşuna yorum’mamış da olursunuz... Bizim için.. Dünya için... Gelecek için.. Saygılar.

Hiç yorum yok: