24 Nisan 2007 Salı

Disko Meclis

Beklenen an gerçekleşti.Sayın Gül, yurtdışı arenalarında belki de Mr.Rose, cumhurbaşkanlığı için aday olarak gösterildi. Aslında görünürde en güçlü adaydı fakat kafamız o kadar karıştı ki akıl edemedik.Çocukluğunda gazoz satmak için sesi çok ince bulunan ve bu yüzden şimdi milletvekili olarak gördüğümüz Abdullah Bey'in ne, neden sesinin kalın olmadığından dem vurup isyan edeceğim, ne de ha Ali ha Veli aday diyeceğim.Ha sayın Erdoğan çıkmış köşke, ha sayın Gül. Bir fark gören beri gelsin.

Abdullah Gül sadece sempatik durarak hem başbakan olmuş, hem de cumhurbaşkanı olacak yegane isimlerden biri.Üstelik Sayın başbakanla da varolan kanka münasebetleri itibariyle de
birinin noksanlığında bir diğeri oluyor politik arenalarda.Öyle ki ilerde torunları bir araya gelirse diyalogları ‘Biliyor musun benim dedem, senin deden başbakan olana kadar başbakan olmuş!’ ‘Öyle deme Rükmettin benim dedem senin dedeni cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamış’ sohbetleri ile şekillenecek.

Bu sevgi dolu arkadaşlık bir yana, benim takıldığım nokta Abdullah Gül’ün politikadaki en ballı karakter olmasının yanı sıra aynı zamanda adaylığı koyduğu açıklandığında mecliste kopan disko etkisi.Mecliste bugüne kadar kavga gördük, masalara vuruluşunu gördük, her şeyi gördük de cumhurbaşkanlığı adayı açıklandığında meclisi diskoya çeviren milletvekillerini ilk defa görüyoruz.Bu nasıl bir sevinç veya yaranma sevdasıdır ki ‘Gül ıp tıs ıp tıs!’ diyen bir topluluk milleti temsil etmektedir.Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandığında yapılacak tek şey alkışlamak gerekirse ‘Bravo!’ demektir.Bu kelebek etkisi misali disko etkisi de nedir? Anlayamadım.

Sayın Gül tez zamana cumhurbaşkanı seçilebilecek ve Çankaya’ya ilk defa eşi türbanlı bir politikacı çıkacak olabilir.Milletvekilleri, sevinç gözyaşlarını tutamamış olabilir.Ama madem milleti temsil ediliyorsunuz ‘Türkiye seninle gurur duyuyor!’ sloganları atarken de bu durumdan memnun olmayan milyonlarca kişinin de olduğunu hatırlayarak bağırınız.Milletin hali hazırda varolan yarasını kaşımayınız, kutuplaştırmayınız, sinirlendirmeyiniz.Her şey öğreniliyor da, iş politika olunca duygularla değil mantıkla yaşanması gerektiği öğrenilemiyor sanırım.