10 Aralık 2006 Pazar

Uzakdoğu Mutfağı



Geçen sene Berlin’de bir organizasyonda tanıştığım Yunan bir arkadaşım bir dönemini burada geçirmek için Erasmus ile İstanbul’a geldi.Gelmesinden öte benden daha İstanbullu oldu. Bizim deyimimizle ‘More Istanbullu’.Bilmediğim yerleri söylüyor daha oralara gitmediğimi duyunca kahkahalar atıyor benimle alay ediyor. Ben, Yunan arkadaşım, bir Alman, bir yarı Alman yarı Türk arkadaşımız ile İstiklal’de küçük bir çin restoranı keşfettik.Farkındaysanız bir fıkra başlangıcı yapmış gibi duruyorum ama gayet ciddiyim.Birbirinden aç arkadaşlarımla –hayır mecazi değil- restorana girdik Hiç yemek yemeye niyetim yokken yine çin yemeği yedim.Hazır yeri gelmişken söyleyeyim fazla çin yemeği bana alerji yapıyor.Şu fani dünyada en sevdiğim mutfak olma ünvanını almış Uzakdoğu mutfağı fazla tüketilince yüzümde garip pembelikler oluşturuyor fakat yine de dayanamıyorum yiyorum. Yemek konusunda biraz mazoşist eğilimli olabilirim.Konudan sapma olmasın ama madem yine yeri gelmiş hava da atmak isterim.

Ailemle birlikte küçüklükten beri o ülke bu ülke gezdiğimizden yine sanırım henüz doksanların başında onlarla beraber daha sonra defalarca gideceğimiz Uzakdoğu seyahatini yapmıştım.Güzel yurdumda herkes Uzakdoğu mutfağını maymun beyninden ibaret sanarken ben o küçücük halimle elimde chop sticksle çin yemeği yerdim.Başlarda çevreden oldukça ilginç tepkiler geldi. Daha çok demir parmaklıların arkasına kapatılmış küçük bir panda görünümündeydim.Herkes beni işaret ediyor, şaşkınlıka nasıl sopaların arasından yemeği düşürmeden yiyebildiğimi anlamaya çalışıyordu.Eminim iddiaya bilen giren olmuştur.O günlerde çok sükse yapmıştım.Sonraları yine daha Yonca Evcimik saçları ince ince ördürmemiş böyle bir modadan haber yokken, ben örgülü saçlarımla dolaşıyor yine küçük panda muamelesi görüyordum. Annemin de saçlarının bu durumda olduğunu düşünürsek anne kız, Ocak Ayınının ortasında bronzduk, sarışındık, saçlarımız ince ince örgülüydük, ne güney Amerikalıydık ne deliydik, yürüdükçe şıngır şıngır boncuklarımız çarpışandık, eğlenendik. Biz; oyduk, buyduk şuyduk... Başka bir Dünya'nın insanıydık..Düzene baş kaldırmış konumundaydık. Ta ki ilkokul öğretmenim, moda ve ilericilik hakkında pek bir fikre sahip olmayan okulun ileri gelenleri saçlarımı düzgün bir şekle sokmam gerektiğini söyleyene kadar. (İlericilik saçları ördürmekle mi başlar diye çemkirmeye başlayacak arkadaşa zahmete girişmesin diye buradan selam ederim.)
Bir anda o anarşist ilerici havadan çıkıp yine saçları at kuyruklu küçük prototip ilkokul öğrencisi oldum.Belki de otoriteye olan gıcıklığım buradan geliyordur.

Daha sonraları çin yemeği ülkemizde ünlü oldu.Sushi yiyenler , bu duruma ‘ııy örg çiğ balık yiyorlar!’ diyenler; ki bence de ‘ıyy’. Ben de bayılmıyorum. Artık Chop sticksiz çin yemeyenlerle birlikte bir Uzakdoğu sevgisi aldı başını gitti.

İşte bundan sonra olaylar çığrından çıktı.Farklı tatlar tatmak, farklı kültürlerin yemeklerini yemek harikulade.Fakat bu fiyatlar ne cicim? Konunun erbabı değilim ama yurt dışında etnik yemek kategorisine girişinden ötürü fiyatları kafalarına göre arttıramayan Uzakdoğu yemeği restoranları bizde lüks yiyecek statüsüne erişti zirveyi terk etmiyor.Bir ülkenin kendi öz mutfağından pahalı olan bir mutfak nasıl olabilir? Hadi hepimiz evde çin yemeği yapamıyoruz illa dışarıda yiyeceğiz elimiz mecbur diyelim.Evinde İbrahim Tatlıses’ten başka urfa kebap yapabilen biri var mı peki? Onu da başaramıyoruz ki. Değiştirilecek kanun bir tek bu mu kaldı diyenler de olucak.Ama birinin çin yemeğine patlaması gerekiyor.Mümkünse çok yiyen birinin.Bu görevi üstleniyorum ve patlıyorum.

Biri bana bir açıklama yapsın. Desin ki Japon aşçı getirtiyoruz çok maaş alıyorlar.İtalya’da da kimse kendinden Japon yetiştirmiyor orda da olan çalışıyor üstelik şartlar daha ağır.İşletmeci personel konusunda oldukça hassas.Birini işten çıkarmak mı? Çok zor.Desin ki malzeme pahalı, getirtiyoruz.Yeme beni canım.

Çin yemeği yiyenler doğuştan beri çin yemeği yedikleri havasında seyir ettikleri için bu konuyu pek açmazlar. Çünkü anne sütü yerine onlara ilk sütte yumuşatılmış sushi verildi. Ben onlardan olmadığım için rahatça kızabilirim ve ucuz çin yemeği yeme isteğimi rahatça dile getirebilirim.

Kısaca çin yemeğini seviyorum, yiyorum ama işletmeci tarafından kek yerine konulmak ağırıma gidiyor.

Hiç yorum yok: