11 Aralık 2006 Pazartesi

Abla, Aristokrasi Taze Bitti. Elitlik Verelim!


İçi boşaltılmış kavramların üstünde en yoğun çalışılanı ‘Soyluluk’.

Gazetenin arka sayfa güzeli ‘elit güzel’ olur, futbolcunun topa vuruşu çok ‘klas’tır, kadının kıyafetinden ‘asalet’ akar.
Genellikle bahsedilen kişi aristokrasiyle doğrudan bağlantılı olamayacağı için kıyafeti, topa vuruşu, güzelliğini soylulukla bağdaştırmak hem aristokrasinin canını yakmaz hem de iltifat edilen kişiyi mutlu eder.

Kötü haber bizim ülkemizde aristokrasi yok. İyi haber bir iki iyi marka kullanarak, ağzımızda yemek varken konuştuğumuzda elimizi kibarca ağzımızla kapatarak, cicili bicili giyinerek bu açığı kapatabiliriz, çünkü karşılaştırılabilecek kimse yok.

Eğer aristokrasi olsaydı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan geliyor olacaktı.Fakat Osmanlı Sultanlarının hısım akrabası yurtdışında konumlanmak durumunda oldukları ve dönebilecekleri zaman geri dönmedikleri, ikametlerini yurt dışında sürdürdükleri için ortalıkta dolaşan arkadaşlara jet set diyoruz.

Sözüm meclisten dışarı.Dedesi padişahın kürdancıbaşısı olanları bu duruma tabi etmiyorum.

Oldukça karışık bir durum tabii.Dede soylu olmasa da kendini geliştirip vaziyeti kurtaran var.Elit olmadığını kabul edip ‘Ben buyum, tarzım bu!’ diyen de var ki onlar daha çok sevilen insanlardır.

Birinin aristokrasinin pek de matah bir şey olmadığını daha çok snopluk, soğukluk, sürekli kontrol sahibi, güç sahibi olma durumunda olma, güçlü gözükme, fazla eğlenememe hali olduğunu söylemezse ben söyleyeceğim.

Önemli olan ruhun aristokrasisidir.Kendine objektif bakabilmeye çalışmak, hayattan keyif almayı bilmek, insanları oldukları gibi kabullenmek, kendi ile ilgili sorunlarını halletmiş olabilmek veya bunun için çabalamaktır.

Hayata botoxlu bir ifadeye sahipmiş gibi bakmak isteyen varsa buyursun aristokrat olsun. Ben mümkünse ‘Aristo’sunu alacağım ‘krat’ını bırakacağım.

Hiç yorum yok: