8 Nisan 2010 Perşembe

Meda !

Yıllarca herkes aynıydı... Bir ceket çıktı herkes giydi.. Ardından bir ayakkabı... Ya da herkes aynı saç tipini benimsedi... Sonra bir duraksama....

Günlerden birgün moda aniden tıkandı... Bir süre yaprak kıpırdamadı.... Sonra aniden bir patlama oluverdi..

Tarz her şeyin ötesine geçti... Modanın da.... Benin yaptığı , karbon kopyayı solladı gitti...

Herkes kendi tarzını yaratıverdi... Son derece ‘Me!’ daaaa bir durum oldu bu...

İlk patlamayı vintage sevgisi başlattı.... Ardından ayakkabı innovasyonu oluverdi... Derken bu ayakkabılara çorap... Saçlar derken... Herkes bambaşka bir kimlik, bir oyun yaratıverdi kendine....

Gelişi belliydi...Belki de o sıkıcı tek renk kravat – gömlek - ceket modasına başlatan Calvin Klein’ın tetikçiliydi bu... O kadar aynıydıyki her şey !

Sıktı!

Fakat bunu tetikleyen en önemli unsur farklılaşma ve bireyselleşme çabası, dikkat çekme... Kişinin kendini markalaştırma isteği... Kimliğin bir nevi pazarlama aracı olmasıyla başlayan süreç de olabilir. Aynı zamanda yükselen büyük moda imparatorluklarının yanına yaklaşılmayan fiyatları, sıkıcı büyük mağaza egemenlikleri.... Modanın gizli dayatımcılığı, ayrımcılığı.... Çektiği kalın çizgiler, insanları ve belki de modayı en yakından takip eden genç topluluğu sıktı...

Herkes modadan bihabermiş gibi mi gezecekti, ya da zevkini sergileyemeyecek miydi?

Çoğu büyük marka da aslında kendi fişini çekmiş oldu böylece... Moda sanattı ve sanat ulaşılabilir belki de giyilebilir olmalıydı artık... Sosyo- ekonomik faşizme doğru giden moda çıkmalıydı devreden... Sık üretim, ama düşük maliyetler olmalıydı...

Kült olmaya doğru giden ve dört sezon boyunca, hatta bazen her iki haftada bir vitrin yenileyen markalar, gençlere ilaç gibi geldi... Avrupalı gençler arasında akşamüstleri işten çıktım, ardından da H&M den bir elbise aldım ile geçen dialoglar oluştu...

Ama en önemlisi şimdilerde oluyor...

Sokak modasını inceleyen sitelere bakıldığında bir şeyi fark ediliyor hemen.. Dünya’da bu güne kadar, bu denli saçma sapan giyinen ama bu kadar güzel gözüken bir kitlenin oluştuğu devir daha görülmedi sanırım...

Geçmişin gözüyle ya da belki de geleceğin... Tamamen sapıtmış durumda herkes..

Deri etekler, Trilby şapkalar... Değil bir bedende belki de ayrı insanlara ait olması gereken kıyafetler... Ama sadece bir kişinin üstünde... Her şeyin tersine muhteşem gözüküyor... Çünkü herkes harikulade bir saçmalıkla kendine güveniyor...

Tahminimce ilerleyen yıllarda oluşan bu akım şık ve rüküş kavramlarını da yerinden oynatacak... Bundan böyle de tarzını bulmuş ya da bulamamış kişiler olarak anılacak herkes... Henüz bu kıyafet sentezinin etkisinde kalan herkeste eskiden kalma hafif bir kopyacılık eğilimi, grunge-vintage ortak paydalar ya da zaman zaman eğretilikler göze çarpsa da bu işler sene içinde çok sürüm yapan markalar ve ucuzlayan moda çoğaldığında gittikçe genişleyecek ve hereketlenecek gibi gözüküyor...

Göz ucu: www.lookbook.nu

Hiç yorum yok: