30 Haziran 2009 Salı

Bizim ortaokuldaki ibiş, ölüm makinesi oldu….

Ortaokulda çok komiktiniz, herkes size bayılırdı, en yakışıklı sizdiniz ya da en güzel. Sosyaldiniz, genç bir kızsanız etrafa attığınız gülücekler delikanlıları koridorlarca yere sererdi. Kesin hababam sınıfı sizin sınıftı ve eminim ele başı sizdiniz. Sizin bilmediğiniz yoktu ki zaten.. En güzel geyiği siz çevirdiniz en çok siz sevildiniz. Tamam belki dersleriniz iyi değildi, ama ne gerek vardı ki? Ne sıkıntılarınız vardı sizin de kendinize gore, okul öyleydi siz ve ekibiniz. Geldi geçti. Bir de etki- siz elemanlar vardı o okulda hatırlar mısınız? Halk arasında onlara amiyane tabiriyle ‘inek’ denirdi.. Yurtdışı semalarında ise ‘nerd’ ya da ‘looser’ yani bir nevi kaybeden.. Hayata kaybedenler olarak başlamış olanlar bir nevi bazılarımızın nazarında..

Okulun inekleri stress topu vazifesi görürdü zaman zaman. Ne modadan anlarlar, ne sosyalleşebilirler içe kapanık, derslere açık insanlardı. Gelen giden ensesine patlatır altına yumurta koyardı. Onlar asla anlaşılamadı. Düşündük durduk, elalem dondurma yerken bunlar niye rubikin küpünü bozar bozar yapar diye.. Taklidi yapılır ezilir dururlardı. Kopya istenirdi onlardan. Okulun inekleri bir tek sınav döneminde popüler oldu, o da sınav sonunda klasik cümleleri olan ‘Hocam ben 98 alacaktım, 94 almışım!’ı zikredip itiraz edene kadar sürdü zaten. Sınıfta geri kalanlar 25 ila 30 arası notlarda seyrederken bu kendini bilmez inekler biraz daha not yükselmek için puan yerine nefret toplarlardı cümle alemden.. Ne gerek vardı bilmiyorum. Ama onlar da hırslarını öyle alırlardı belki de bizden. Sonuçta bu da onların taktiğiydi belki..98 bekleyerek mahfettiler bizi, biz de onları. 'Şen ola lise şen ola!' sonra da lise bitti zaten.

Sizin popülerlik falan gitti saçlar döküldü, esprilerinize bile zorla gülen karınız kaldı karşınızda.. O da muhtemelen iki çocuktan sonra size dayanmak zorunda hissediyor kendini.. Ya kızlar? Evlendiniz birileriyle evde bigudi ile saçları sarıyorsunuz muhtemelen. Peki inekler ne yaptı? Hiç düşündünüz mü o çocuk ne oldu? Hani sivilceleri gökyüzündeki samanyolunu andıran çocuk, hani kalın kemikli gözlükleri şimdi moda olan çocuk.. Hele bi ekrana yanaşın da anlatayım.

O çocuk sonradan Amerika’ya gitti.. Kendi gibi ezilen bilimadamlarıyla biraraya geldi. Genetik menetik kafa patlattı... Onu kopyala bunu kopyala.. Derken ilaç firmaları ile anlaştı.. Virüs oluşturmayı başardı... Yüklendi kini, aldı coşkuyu yıllarca saldı domuzun dananın üstüne.. Aldı parayı verdi kini, aldı parayı verdi kini.. Şimdi hepiniz ağlaşın durun bakalım.

Değdi mi nazlıcan şu ineğe bi gülücük atmadığına? Değdi mi mertcan şu çocukla bi futbol oynamadığına? Değdi mi? Ne oldu bigudilerden domuz gribi bulaşır mı düşünelim duralım bakalım... Ama bakın bizim ibiş bilimadamı oldu..

Düşünüp duruyoruz domuz gribi nereden çıktı diye.. O sınıftan çıktı, o sınıftan... Bizden çıktı, aramızdan... Şu domuz gribini kimler çıkartıyor diye düşünen duran varsa.. Sen de ben de.. İçindeyiz dostum.. Haydi bakalım geçmiş olsun.

Hiç yorum yok: