23 Ocak 2008 Çarşamba

Vatandaş ! Oradan Youtube Çekiyor Mu?

Yahu anlamadım, anlamıyorum, anlamayacağım. Nasıl iştir? Elde bir video var. Biri sizin yere göye koyamadığınız liderinizle ilgili sevimsiz çalışmalar yapmış. Siz haklı halk olarak alınıyorsunuz, kızıyorsunuz. Tam buna sinirlenirken yargı sisteminiz Superman gibi ortaya çıkıyor. ‘Merak etmeyin gençler daha fazla siniriniz bozulmayacak çünkü siteyi toptan yasaklıyoruz!’ diyor. Ve bir kez daha bir mevzuya kısa yol çözümü bulunuyor. Zaten biz milletçe kısa çözümlerde iyiyiz de, vadesi beş dakika içinde dolunca başka çözümler gerektiren çözüme çözüm denmeyeceğini hala öğrenemedik.

Şimdi Youtube kime yasak? Bana değil söyleyeyim ben yurtdışındayım. Bir kullanıcı kaydım yok. Almadım zamanında, gerek de görmedim. Yükleyecek paylaşacak videom yok.. Evde gitarım yok türkümü flamenkoya çevireyim, havalı sörf hareketleri yapmıyorum ki dalgaların üstünden foş foş gideyim. Neyime benim kullanıcılık hakkı? Ama videoları izliyorum. En çok da klipleri, animasyonları. Arada sırada biri bir video da gönderiyor, bazen eğleniyor bazen de üç saniyeden sonra sarmazsa bırakıyorum. Bizim kaç defadır kıyametler koparan videolar ise yanlış hatırlamıyorsam mizahi bir dille ele alınmaya çalışılmış. İzlemem üç saniyeyi geçmedi. Eğri oturup doğru konuşalım. ‘Olmamış’! Video ile izleyici arasında bön bön bakışlar vuku buluyor. Merak etmeyin bence videoyu hazırlayanlara da komik gelmiyor isteriklik olsun diye gülüyorlar. Resim koymuşlar ağzını oynatıyorlar. Yok çiçek, böcekler. Youtube ikibinlerin icadı, videoların kafası binlerde kalmış. Sinirlenmiyorum bile. Bunu kan davası haline getirmenin alemi ne onu da anlamıyorum. Bir zeka pırıltısı falan olsa neyse. Boyasınlar, değiştirsinler.Önemli olan inandığımız liderin bizim kafamızdaki hali değil mi? Önemli olan bizim zihnimizdeki ışığı değil mi? Sonuçta ayıp onların ayıbı değil mi? Ne diye oltaya düşüyoruz sevgili okur.

Burada bir parantez açmak istiyorum.

Ben kendimi bildim bileli hayatım yabancılara karşı tez çürütmekle geçti. Daha İngilizce’yi çat pat konuşuyordum. Sanki devlet bana ‘Kurtarsan, kurtarsan sen kurtarırsın bizim imajı!’ demiş gibi yabancılara ülkem şöyle böyle diye anlatır hale gelmiştim. Fransızca’ya başladım, Fransızlara deveyle gezmediğimizi, şimdi İtalyanca’yı söküyorum sorana Avrupa birliği ve Türkiye’yi anlatıyorum. Başka dil öğrenmeye mecalim kalmadı. Kolay da değil. Papua Yeni Gine’yi anlatmıyorum ki. (Af buyursunlar, uzak diye örnek verdim.) Karşımdaki önyargılı önyargılı süzülerek bana geliyor. Senin bakış açın, onun bakış açısı benim bakış açım bir mutabakata varıyoruz. Ecnebiyi sıfırlıyoruz. Sonra yeni bilgi yüklüyoruz. Konuyu kapatıyoruz. Arada sırada konuya hakim az çok birşeyler bilen çıkıyor da yormuyorlar. Ama halimi çeken bilir, kaç arkadaşım ülke tanıtıcaz diye tabiri caizse gözümün önünde saykoya bağladı. Yazık değil mi? İsyan ediyorum kardeşim. Kusura bakmayın Dünya’ya liderimizi, kendimizi tanıtamıyoruz. Mesela kaç yıldır bir Hollywood filmi çektirme düşüncesi ha çekti, ha çekilecek diye süregelir. Yok Banderas oynasın, yok bilmem kim oynasın. Anlaşılıp çekilemez. Sonra yurdum genci helak oluyor youtobelarda video ya çemkireceğiz diye yorumlar eşliğinde… Üstüne bir de olan yine bize oluyor. Aferin. Yahu biri çıksın desin ki ‘Biz ülkemizi tanıtmayacağız. İstemiyoruz bize saklı kalsın. Siz de uğraşmayın yurdum insanı!’ Biz de iyi o zaman diyelim. Eğlencemize bakalım.

Teklifim var. Ayıp değil bir sürü bakanlığımız var. Hepsini model olarak Avrupa’dan almışız. Ama kendimize özel bakanlık kurmamışız. Mesela bence akut olarak bize bir Dışişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı haricinde bir tane de Türkiye Tanıtım Bakanlığı lazım. Değil mi? Adamların görevi yedi ve yirmi dört olarak reklam yapmak olmalı. Ne gerekiyorsa. Aklınıza ne gelirse. Bir komisyon kurulacak bir miktar para ayrılacak. Bu adamlar herkesin saygı duyduğu halkla ilişkiler uzmanlarından, reklamcılardan seçilecek. Eminim gönüllü bile çalışacak olan vardır. Öyle reklam ajansları için açılan konkurlardan, ihalelerden geçtim. Kültür bakanlığı ve Turizm Bakanlığı da meşgul diyelim. Peki kabul ediyorum. Kreatif geçinen kim varsa toplaşacak. Saksıları çalıştıracaklar. Yapılmayacak şey mi? Değil ! Çok az bir bütçe ile kurtarılır. Sen yeter ki bir niyet et güzel kardeşim. Önemli noktalarda bulunacak üç tane disiplinli insan çıksa bu iş biter. Ben ülkemi tanıttıktan sonra youtube a video mi koymuşlar? İleri geri mi konuşmuşlar? Bunu dert eder miyim? Etmem.

Parantezi kapıyorum.

Youtube herkesin kendisini kötü ya da iyi ne amaçla olursa olsun ifade ettiği eğlence amaçlı bir internet sitesi. İnsanoğlu bu. Kafa nereye çalışıyorsa oraya çekiyor. Bu durumda herkes her istediği videoyu koyabilir. Siz yetkili bir merci iseniz Youtube’a bu konudaki hassasiyetinizi iletir, değilseniz videonun altındaki flage basarak şikayet edersiniz.

Kendi vatandaşlarınıza youtube u yasaklamak kafayı kuma gömmekten başka bir şey değildir. Çözüm bile değildir. Hem madem hassasız, ülkece yumuşak karnımızı Dünya aleme göstermiş oluyoruz, hem demokratikliğimizle çelişiyoruz, hem de video ya kızıp çemkirecek arkadaşların hevesini kursağında bırakıyoruz. Kısaca üç maymun un öfkeli versiyonuyuz. Bir arkadaşım dün ‘Dünya aleme rezil oluyoruz!’ dedi. Haklı. Dünya'nın bizimle ilgili güzel haber duyduğumu var? Adam video ya mı üzülsün? Youtube un yasaklanmasının komikliğine mi? Kendini geçti. Dünya'yı düşünüyor. Hangimiz düşünmüyoruz ki. Siz hiç kendi ülkesinde gerçekleşenlerden dolayı kendinden önce elaleme ne diyeceğiz diyen ecnebi gördünüz mü? Bu noktaya asla gelmediler de ondan. Son olarak youtube'un kapatılmasından sonra sinirleri bozulan başka arkadaşımın sorusu ile de son noktayı koyuyorum. ‘Abla youtube nasıl bir şey anlatır mısın?’

Hiç yorum yok: