14 Ağustos 2007 Salı

Satılık Namuslar

‘Türkiye’de dekolte giymek serbest mi sanıyorsunuz? Bazı gelir gruplarına göre serbest yoksa her isteyen giyemez!’ Çok iyi Türkçe konuşan, Türkiye’de yaşayan, İstanbul aşığı Amerikalı bir hanım bizim ülkeyle ilgili yaptığı çıkarımı söylüyor bana ve benim gibi diğer yerli yabancı gençlere. Buz gibi bir sessizlik sarıyor etrafı. Düşünüyorum, haklı.Banliyöde oturan Fidan’ın dekolte giymesiyle beraber başına gelecekler, iyi aile kızı Fidan’ın başına geleceklerle yakından uzaktan alakalı değil.Sonuçta birinin bacağı açıktır, diğerinin bacağı itinayla kırılır.Hanımlar birbirleri için giyinirler derler. O da doğru. Birinin dekolte giymek istemesi karşı cinsle yakından uzaktan her zaman alakalı olmayabilir. Kendisi, kendine güveni, kendini iyi hissetmesi için bir tercih sebebidir bazı zamanlar. Ahlaklı veya ahlaksız, ‘Dekolte giyene bağlıdır’ gibi tüm bu yargılardan ayıklayarak yazmaktayım. Gerçekten istediği gibi hareket etmek, nasıl istiyorsa öyle davranmak, tamamen kişinin sahip olduğu konumla bağlantılı mıdır?

Ne yazık ki evet.

Konu biraz karışık bu nedenle akut olarak örnek sunuyorum. Çok ünlü ve hali vakti yerinde olan bir ailenin kızı, önce yaşadığı fanus hayatından evli bir erkekle beraber anılıyor, giydiği dekolte kıyafetler herhangi bir standart Türk kızının giymeden önce düşünebileceği türden kimi zaman. İstediği gibi yaşıyor. Karışanı yok.Namussuzlukla suçlanmıyor. Sonra giydiği kıyafetler nedeniyle bir kesimin moda ikonu oluyor. Ta ki bir başkası çıkıp daha iddialı giyinene kadar ve moda ikonu tacını elinden alana kadar. Modern hayat onlara göre oldukça Avrupai ve hedeflenen serbestlikte. Kafalarına estiği gibi yaşıyorlar. Fakat aksine onlara öykünen daha düşük gelirli bir kızın onlar gibi davranması sonucunda hayatının büyük bir ihtimalle cehenneme dönüşeceği aşikar. Durum aslında gözüktüğünden daha derin. Diyelim ki ailenin entelektüel kapasitesine göre modern insan yaşamı da şekilleniyor; Ülkemizde para el değiştirdiğinden beri hangi çok zengin aile, daha mütavazi olan bir aileden daha eğitimli? Para kazanımı arttıkça, kitap okuma da ivme mi kazanıyor? ‘Yooo! diyenleri duyar gibi oluyorum!’ Demeyeceğim çünkü daha bir şey okurken kendi kendine yazara konuşarak cevap verenini görmedim. Ama bence hayır. Parayla, dünya görüşü birebir kesişmiyor.Ya görünen modernite dediğimiz giyim kuşam kültürü? Dünya’nın hiçbir yerinde de durum böyle olmadığı gibi ülkemizde de değil. Tek farkı diğer avrupa ülkelerinde kişi maddi konumu ne olursa olsun istediğini giyip, istediğini yaparken bizde bu durum ekonomik şartlara endeksli.Kısaca, eğer yeterince zengin değilseniz namusunuza daha çok sarılıyorsunuz. Namus sizin için bir tabu haline geliyor. Ama zaten haliniz vaktiniz yerindeyse kafanıza estiği gibi yaşamak normal. Kaçımız eskiden namussuzlukla suçlanan birinin cebini doldurduktan sonra hanımefendi veya beyefendi sınıfına yükseldiğini duymadık?

Namus, içi ne olarak dolduruluyorsa, herkese göre çeşitlilik gösterir.Benim kanaatime göre namus denilen şey, bir beyin işlevidir.Biri namusluysa yalan söylemez, insan aldatmaz. İnsanları dolandıran, kandıran, yaralayan, arkalarından kumpas çeviren herhangi biri benim için bir hayat kadınından çok daha namussuzdur. Ama görünenden bahsedecek olursak, ülkemizde görünen namus kılavuz istemez, parayla endekslidir.Durum böyle olunca daha çok kan davası çıkar. Bunun eğitimle önüne geçilebilinir.. Ama göründüğü üzere maddi güçle de geçiliyor. Çarpıcı bir diğer örnek sunulacak olunursa ülkemizde kan davalarının çokça olduğu, gerilikle suçlanan ve bu nedenle kaderine terk edilen bir bölgesinde artan estetik ameliyat talebinden sonra yapılan bir araştırmadan bahsedebiliriz.Bu araştırma da gerçekleşen estetik ameliyatların tamamen başlık parasını yükseltmek için genç kızlara yapıldığını ortaya koyuyor.. Varın gerisini siz düşünün…
Sonuç olarak, kimse modernite dekolteyle mi ölçülür gibi klişe sözler söylemesin öyle ya da böyle bir şekilde ilinitili... Fakat modernite vücuden ve süperfisyal aydınlanmadan çok beynen aydınlanmada.. O kadar karışık ki bağlayamıyorum bile nereden girdiysem bu konuya... Herneyse, bol ışıklı günler, az karmaşalı ve daha dürüst bir toplum dilerim. Sinirlendim sanırım... Sakin... Sakiinn.. Tamam geçti.

Hiç yorum yok: