18 Mart 2007 Pazar

Hayatı Kaçıran Popstar

Asıl adı Britney Jean Spears olan genç popstar, taze anne, depresyonlar prensesi sarışın düşük gözlü kız; Mississippi gibi içinde bol bol star ‘s’i bulunan bir eyalette 1981 yılında Dünya’ya geldi.Meşhur Mickey Mouse klubü mezunu olan genç kız henüz on yedi yaşındayken ters düz saltolar eşliğinde okul koridorlarında hoplayıp zıpladığı klibi ile milyonlarla ulaştı.Bu tarihten itibaren de zihinlerimize yerleşti, o günden beri silemiyoruz.Önceleri iş henüz çığırından çıkmamıştı.Kızcağız yılanlarla dans ediyor, turneler düzenliyor, yeni albümleriyle gündeme pata küte düşüyordu.Fakat yıllar ilerledikçe genç kız, anı yakalayan şarkılarının dışında daha çok özel hayatıyla anılmaya başladı.Skandalları, Kıvırcık Justin ile yaşadığı aşk, ayrılması, barışması, Madonna ile MTV music awards’daki münasebeti, bir günden daha kısa evliliği, bir diğer evliliği ve ardı ardına iki kez yavrulayışı, boşanışı, ve son olarak saçlarını kazıtışı ile sürdü. Ben bunları yazarken daha neler yaptı bilemiyorum fakat tüm yaşadıklarını inceleyecek olursak hızla dibe vurmaya başladığını görüyoruz.Üstelik her defasında dozu iyice arttırarak.Yaptığı seçimlerden mi, aç prodüktörleri, kötü menajerleri, sahtekar kocası ya da saflığından mıdır bilinmez gözümüzün önünde akıl sağlığını hızla yitiren Britney için alaycı bir üslup sergileyemeyeceğim çünkü haline gerçekten üzülüyorum.Peki bu kız bu hale nasıl geldi? Henüz on yedi dışında tüm o parlak ışıklar ve güzel kıyafetlerin içinde reddedemeyeceği bir hayata atılırken aklıma o sırada ailesinin nerede olduğu sorusunu sormak geliyor.Acaba plak şirketiyle anlaşma yaparken genç hanıma sunulan para balyalarını saymakla mı meşguldüler? Ya bizler? Haber havuzunda hiçbir şey kalmamış gibi sabah akşam çıkan yeni skandalları ile ilgilenip talep sağlarken, durumuna bakıp hala kendimizde suç aramıyor olabilir miyiz?

Kafalardan çıkan sesleri tahmin edebiliyorum. ‘Ondan daha kötü hayat standartları olan milyonlarca aç insan var!’. ‘Meraklanmamız gereken bir sürü zincirleme dert, küresel ısınma ya da Ortadoğu politikaları... Britney’i kurtarmak bize mi kaldı?’. Ama bir an için kendimizi tüm bu sorunlardan soyutlayacak olursak aklımızda hemen bir soru şekillenmiyor mu? Bir insanın ünlü, zengin ve aynı zamanda hatırı sayılır bir güzelliğe sahip olmasının bedeli ne kadar büyük olabilir? Biz aslında tüm bu yaptıklarımızla, alaycı davranış biçimleriyle kendimizi rahatlatıyor olabilir miyiz? ‘Ünlü, zengin ve güzel ama bak işte kız delirdi!’. Geçenlerde eşinin onla yaptığı bir video söyleşisini izledim.Sözde yemek sırasında özel olarak çekilen bu görüntü milyonlara ulaşmış. Britney, aklı oldukça bulanık (!) çok garip bir şekilde, hayatı kaçırdığını ve sürekli bir şeyleri geriden takip ettiğini söylüyor.Bence gerçekten de kaçırıyor olabilir.Karakter itibariyle tüm bu şöhreti kaldıramıyor ve idare edemiyor de olabilir.Bence tüm bu saçmalıklardan sıyrılıp kendine yeni bir hayat kurmalı artık.Biz nasıl olsa Christina, Ex aşkı Justin ve diğer Mickey Mouse Klubü üyeleriyle farklı eğlenceler yaratabiliriz.Biri ona yardım etmeli yoksa dilim varmıyor ama ilerde pembe çiçeklerle bezenmiş tabutunu, etrafında olan herkesin timsah yaşlarını izlerken ‘Oops!... She can’t do this one again!’ diyor olacağız .Ya da kız aniden dirilip yani albümlerinin satışının artıp artmadığını soracak... Bilemiyorum... Şimdilik tüm fikirlerim bu kadar. Kafam karıştı…Hayır kandırıyor da olabilir. Ağırıma gitti vallahi.

Hiç yorum yok: